MENÜ
Ankara 18°
Parlamento Haber
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Hepimizin Sırası Gelecek
Oylum Demiray
YAZARLAR
4 Haziran 2026 Perşembe

Hepimizin Sırası Gelecek

Türkiye'de bugün 176 resmi huzurevi var.

Toplam kapasite? 18 bin 164 kişi.

Engelli yatılı bakım kuruluşları? 107 adet.

Kapasite? 8 bin 427 kişi.

Rakamlar kuru görünebilir.

Ama aslında bu rakamların her biri bir hayat hikâyesidir.

Bir ömür çalışmış, vergi vermiş, çocuk büyütmüş, asker uğurlamış, okul yaptırmış, dükkân açmış, tarlaya ekin ekmiş insanların hikâyesidir.

Ve bugün...

25 bin 698 yaşlı vatandaş bakım hizmeti için sırada bekliyor.

5 bin 200 engelli vatandaş sırada bekliyor.

Daha da önemlisi...

Uzmanlar diyor ki, mevcut gidişat devam ederse 2050 yılında bakım bekleyenlerin sayısı 70 bine ulaşabilir.

Şimdi bazıları bu tabloya bakıp "geleceğin sorunu" diyebilir.

Hayır.

Bu geleceğin değil, bugünün sorunudur.

Çünkü Türkiye yaşlanıyor.

Bu bir tercih değil.

Bu bir siyasi görüş değil.

Bu bir matematik meselesi.

Eskinin kalabalık aileleri yok artık.

Aynı avluda üç kuşak yaşamıyor.

Dede, nine, çocuklar, torunlar aynı sofrada oturmuyor.

Hayat değişti.

İnsanlar iş için şehir değiştiriyor.

Evler küçülüyor.

Aileler küçülüyor.

Ama yaşlılık küçülmüyor.

Tam tersine büyüyor.

İşte tam bu nedenle yaşlı bakım merkezleri artık lüks değil.

İhtiyaç.

Hatta stratejik ihtiyaç.

Yol yapmak ne kadar önemliyse...

Baraj yapmak ne kadar önemliyse...

Hastane yapmak ne kadar önemliyse...

Yaşlı bakım altyapısı oluşturmak da o kadar önemli.

Çünkü medeniyet, gökdelenlerin yüksekliğiyle değil, en kırılgan insanına nasıl davrandığınla ölçülür.

Bir yaştan sonra insan yeniden çocuklaşıyor.

Daha fazla ilgi istiyor.

Daha fazla şefkat istiyor.

Derdini anlatmakta zorlanıyor.

Savunmasız hale geliyor.

İşte o noktada roller değişiyor.

Yıllarca bizi koruyan insanlar, bizim korumamıza ihtiyaç duyuyor.

Yıllarca elimizden tutan insanlar, bu kez bizim elimizi uzatmamızı bekliyor.

Bu yüzden mesele yalnızca yeni binalar yapmak değildir.

Elbette daha fazla kapasite lazım.

Elbette daha fazla bakım merkezi lazım.

Ama aynı zamanda daha fazla eğitimli personel lazım.

Daha fazla hemşire lazım.

Daha fazla sosyal hizmet uzmanı lazım.

Daha fazla evde bakım desteği lazım.

Daha fazla gündüz bakım merkezi lazım.

Yani mesele sadece yatak sayısı değil.

İnsan kalitesi.

Hizmet kalitesi.

Yaşam kalitesi.

Çünkü yaşlılarımızın ihtiyacı olan şey yalnızca bir oda değildir.

Bir tebessümdür.

Bir sohbet arkadaşıdır.

Bir güven duygusudur.

Bir insan sıcaklığıdır.

Zaman zaman ekranlara düşen kötü görüntüler görüyoruz.

Yaşlıları müşteri gibi görenler...

Onları sadece gelir kalemi olarak değerlendirenler...

İşte bunlar toplum vicdanını yaralıyor.

Oysa yaşlılarımızın hak ettiği şey çok daha farklı.

Sağlık desteğine ulaşabildikleri...

Kendilerini güvende hissettikleri...

Yaşıtlarıyla sosyalleşebildikleri...

İnsanca yaşayabildikleri modern merkezler.

Çünkü onlar bizim emanetimiz.

Ve unutmayalım...

Bugün bakım merkezlerine ihtiyaç duyan insanlar başkaları olabilir.

Ama yarın...

O sırada biz de olabiliriz.

Bu nedenle yaşlı bakım politikaları yalnızca yaşlıların meselesi değildir.

Bu, Türkiye'nin geleceğinin meselesidir.

Hepimizin meselesidir.

Çünkü yaşlılık kimseye ayrıcalık tanımayan tek randevudur.

Er ya da geç, herkesin kapısını çalar.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Parlamento Haber