MENÜ
Ankara 18°
Parlamento Haber
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Başarı Kimin Hakkı?
Dilek Yılmaz
YAZARLAR
4 Haziran 2026 Perşembe

Başarı Kimin Hakkı?

İnsanlık uzun asırlar boyunca adalet aradı.

Bu arayış yalnız mahkeme salonlarında olmadı. Çarşıda oldu, pazarda oldu, ilimde oldu, sanatta oldu. İnsanlar alın teriyle gayret arasındaki münasebetin makul bir denge içinde olmasını istedi.

Çünkü vicdanın kabul ettiği ölçü şudur:

Çok çalışan biraz daha fazla kazanabilir.

Daha yetenekli olan biraz daha öne çıkabilir.

Fakat hiçbir medeniyet, bütün nimetlerin bir avuç insanın elinde toplandığı bir düzeni uzun süre sağlıklı şekilde taşıyamamıştır.

Bugün modern dünyanın önümüze koyduğu manzara tam da budur.

Eskiden bir şehrin en iyi tüccarı o şehrin en iyi tüccarıydı.

En iyi sanatçısı o memleketin sanatçısıydı.

En iyi hocası kendi talebelerini yetiştirirdi.

Şimdi ise dünya tek bir pazar hâline geldi.

Bir sanatçı milyarlarca insana ulaşabiliyor.

Bir şirket bütün kıtalarda faaliyet gösterebiliyor.

Bir uygulama dünyanın her köşesine aynı anda erişebiliyor.

Sonuç olarak kazanan daha çok kazanıyor.

Kazandıkça daha görünür oluyor.

Göründükçe daha fazla kazanıyor.

Böylece başarı ile ödül arasındaki denge bozuluyor. Modern çağ, çalışkanı ödüllendiren bir sistemden ziyade, merkezde bulunanı büyüten bir sisteme dönüşüyor.

İşte tehlike burada başlıyor.

Çünkü insanlık tarihinin büyük bir kısmında toplumları ayakta tutan şey sadece rekabet değildi.

Ümitti.

Bir köylü çocuğunun okuyarak yükselebileceğine inanmasıydı.

Bir esnafın emeğiyle büyüyebileceğine güvenmesiydi.

Bir gencin yeteneği sayesinde önünün açılacağını düşünmesiydi.

Eğer insanlar oyunun başında sonucu belirlenmiş bir yarışa girdiklerini hissederlerse, yalnız ekonomik düzen değil, ahlaki düzen de yara alır.

Bugün dünyanın birçok yerinde görülen huzursuzlukların altında biraz da bu kırgınlık yatmaktadır.

Mesele yalnız para değildir.

Mesele fırsattır.

Mesele hakkaniyet duygusudur.

Mesele, insanın emeğinin karşılığını alabileceğine dair inancını kaybetmesidir.

Bizim medeniyetimiz ise serveti kutsallaştırmamış, emeği yüceltmiştir.

Gücü putlaştırmamış, adaleti merkeze koymuştur.

Bir insanın yükselmesi kadar, başkasının ezilmemesiyle de ilgilenmiştir.

Çünkü bilir ki toplum dediğimiz yapı, yalnız kazananlardan meydana gelmez.

Sessiz çoğunluk da o binanın temelidir.

Temel çatladığında sarayın yüksekliği kimseyi kurtaramaz.

Bu sebeple modern dünyanın başarı anlayışını yeniden düşünmek mecburiyetindeyiz.

Teknolojiyi reddetmeden...

Rekabetten kaçmadan...

Başarıyı küçümsemeden...

Ama insanı rakamlardan ibaret görmeden...

Çünkü insan, grafiklerin gösterdiğinden daha kıymetlidir.

Medeniyet ise güçlülerin ne kadar yükseldiğiyle değil, geride kalanların ne kadar korunabildiğiyle ölçülür.

Asıl başarı da budur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   Künye
Copyright © 2026 Parlamento Haber